• DOLAR 00:13
    7.8066 (-0.06)
  • EURO 00:13
    9.3509 (0.14)
  • ALTIN 00:06
    447.689 (-0.59)

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

1 hafta önce eklendi
13 dakika 29 saniyede okuyabilirsiniz
Türkiye'nin doğusunda, küçük bir şehirde dünyaya geldim. Ailenin 5. ve en küçük çocuğuydum. Annem doğuştan engelli, gözünde yüzde doksan görme kaybı olan, aynı zamanda da ruhsal hastalıklarla mücadele eden bir kadındı. Sessiz, kendi halinde ve bir o kadar da yardıma muhtaç tabii. Yıllarca en büyüğümüz olan ablamı anne bildim, hep ona anne dedim. Evi çekip çeviren, üç abime ve bana annelik eden oydu çünkü. Babam esnaflık yapıyor, kıt kanaat geçinmeye çalışıyorduk. Anlayacağınız hayata daha doğduğum ilk andan mağlup başlamıştım aslında.

Nasıl anlatsam, nereden başlasam bilmiyorum. Neyse ki hiçbiriniz beni tanımıyorsunuz da içimdekileri rahatça dökebileceğim burada. Yaşadıklarımı hafifletme ihtiyacı duymadan doğrudan yazabileceğim...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Türkiye'nin doğusunda, küçük bir şehirde dünyaya geldim. Ailenin 5. ve en küçük çocuğuydum. Annem doğuştan engelli, gözünde yüzde doksan görme kaybı olan, aynı zamanda da ruhsal hastalıklarla mücadele eden bir kadındı. Sessiz, kendi halinde ve bir o kadar da yardıma muhtaç tabii. Yıllarca en büyüğümüz olan ablamı anne bildim, hep ona anne dedim. Evi çekip çeviren, üç abime ve bana annelik eden oydu çünkü. Babam esnaflık yapıyor, kıt kanaat geçinmeye çalışıyorduk. Anlayacağınız hayata daha doğduğum ilk andan mağlup başlamıştım aslında.

Babam benim için hep korktuğum ve varlığından inanılmaz huzursuzluk duyduğum bir kişi haline dönüşmüştü aklım ermeye başladıkça. Onun geleceği saatlere doğru içime bir huzursuzluk çöker, kaçacak delik arardım.

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Yalnızca ben değil, hepimiz öyle. Hayatınızda görüp görebileceğiniz en sinirli, tahammülsüz ve bir o kadar da acımasız insandı. Ablam anneannemin vefatından sonra bize bakacak, evi çekip çevirecek kimse yok diye okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Orta okulu bile zar zor okumuştu kızcağız. Yine de babama yaranamıyordu asla. Yemek tuzsuz diye dayak yediği bile oluyordu zavallının. Tabii bu dayaklardan abilerim de nasibini alıyor, zavallı annemin görmeyen gözüyle engel olma çabaları bile hiçbir işe yaramıyordu. Onu bile o haliyle sen karışma diye köşeye savuruveriyordu. Bir tek bana çok ilişmiyor, beni ablamlar kadar hırpalamıyordu. Ama babamda beni rahatsız eden, korkutan bir şey vardı. Bakışları ve bana olan o tavrı beni rahatsız ediyordu. Herkese eziyet ederken bana karşı daha ılımlı olması beni rahatsız ediyordu.

Bu ılımlı tavrın cins/el bir isti/smara dönüşmesi ise 6-7 yaşlarıma tekabül ediyor aslında. Bir gece o kadar ateşlendim ki, ablam ne yaptıysa ateşimi düşüremedi. Duşa soktu olmadı, alnıma sirkeli mendil koydu olmadı...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Zar zor babamı uyandırdı beni hastaneye götürsün diye, babam kalktı beni kucakladığı gibi merkezdeki hastaneye götürdü. Orda doktor ilaç yazdı, serum taktı ve birkaç saatin ardından ateşim sönüp eve döndük. Döndüğümüzde ablamlar uyumuştu ve babam gel benle yat dedi. Annemle babam yıllardır ayrı yatıyor, ablam annemle birlikte uyuyordu. Şaşırdım ama bir o kadar da mutlu oldum o an. Belki de babam o kadar da fena bir adam değildi... Belki de biz onu gözümüzde canavarlaştırıyorduk. Beni kucaklayıp hastaneye götürmüş ardından da yalnız yatmayayım diye bana refakatçilik etmeyi bile düşünmüştü. Babamın peşinden odaya koyuldum. Üzerimle yatağa girecektim ki babam gel üzerini çıkaralım ateşin çıkmasın diye beni soydu. Kilotla kaldım öyle. Bir yandan çocuk aklımla çekiniyordum ama bir yandan da söylediği mantıklı gelmişti. Babam beni yanına uzandırdıktan sonra birkaç kez eliyle ateşime baktı. Sonra ben uykuya dalmışım...

Ne kadar uyudum bilmiyorum ama uyandığımda babamın eli mem/elerimdeydi. Ani bir şekilde ben irkilince 'Korkma kızım' ateşine bakıyorum dedi... Bir süre elleriyle mem/elerime dokundu, yalandan ellerini alnımda gezdirdi.

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Bir yandan ne olduğuna anlam veremedim ama bir yandan da sevindim. Babam ilk kez benimle temas ediyordu sanırım, ilk kez bana dokunuyordu. Tabii ben o an çocuk aklımla bu dokunmayı şefkatli bir dokunma sanmıştım... Ne acı. O gün öyle geçti, ertesi gün ateşlenince babam yine beni yanında yatırdı. Yine ateşim yükselmesin diye soydu beni. Tabii ben şaşkınlık, utanç ve bir o kadar da içten içe mutlu eden bir duyguyla uykuya daldım. Yanımdaki adam benim babamdı ama bugüne kadar bir kez bile bize şefkat göstermediği için bir o kadar da uzaktı bana. Çekindiğim ama bir o kadar da yaslanmak istediğim, şefkat görmek istediğim bir adamdı. Gece yarısı yine bir anda sıçradım, babam bu kez elini benim vajin/amda gezdiriyordu. 'Bir şey yok kızım, iyileş diye yapıyorum..." dedi. Çocuk aklı işte.

Ertesi gün ve yine ertesi gün... Ben iyileşmedikçe babamla uyuyor ve her gece onun gitgide daha da ileri boyuta taşınan cins/el taci/zlerine maruz kalıyordum...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Bir yandan bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsunuz ama bir yandan da aklınız yetmiyor, asla konduramıyorsunuz. Babam o gece benim vajin/ama saatlerce dokundu, gıkımı çıkaramadım. Ertesi sabah kalktığımızda dün gece seni iyileştirmeye çalıştığımı kimseye söyleme diye tembihledi beni. Tabii ben korkudan ağzımı açamadım. O gece ben uyuduktan sonra bu kez babam kilodunu çıkarmıştı. Beni uyandırdı ve önce "İyi misin?" diye sordu. Ardından elimi cins/el organına götürerek, "Bak kızım, istersen bununla oynayabilirsin" dedi. Ben elimi çektim, uyumak istiyorum dedim ama elimi alıp tekrar cins/el organına götürdüğünü hatırlıyorum.

Babam artık işi ileri bir boyuta taşımış, beni her anlamda istis/mar etmeye başlamıştı. Bir gece abilerimle uyurken beni kucaklayıp kendi odasına götürdü, sana bir şey göstereceğim diye...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Bir yandan da benim mem/elerime elliyor, "Yok bir şey kızım, bakalım ateşin var mı?" diyordu... 6 yaşındasın, küçücüksün ve savunmasızsın. Seni hayata karşı koruyabilecek tek insan olan baban ise seni istis/mar ediyor. Ne yapabilirsin ki? O gece o kadar ileri gitti ki, ben ağlamaya başlayınca "Eğer bu yaşananları ablana ya da bir başkasına anlatırsan anneni öld/ürürüm." diye beni tehd/it etti. "Ben sana kötü bir şey yapmıyorum, baba kız oynuyoruz." diye beni bu durumun normalliğine inandırmaya çalıştı.

Bu istis/mar bu şekilde birkaç yıl devam etti... Ablama ve abilerime dünyaları dar eden babam, bana gelince sesini çıkarmıyordu asla. Ablamlarsa ben küçük olduğum için bana ses çıkarmadığını düşünüyorlardı.

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Düşünsenize, küçücüksünüz... Bir şeylerin farkındasınız. TV'de insanlar birbirlerini dudaktan öpüyor, ama annesiyle veya babasıyla öpüşen kimse yok. Bu durumun normal olmadığını algılamaya başlıyorsun artık. Gece olsun istemiyordum asla. Gece olunca babam beni gelip alıyor, kendi yatağında bütün vücuduma dokunuyor, sertleşmiş cins/el organını vücudumun her yerine sürüyordu. "Al kızım oyna!" diye cins/el organını elime veriyordu... Bense çaresiz, korku içinde ağlıyordum sadece. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Ablama ya da abilerime söyleyemiyordum çünkü beni annemi öldürmekle tehd/it etmişti. Ya annemi benim yüzümden öld/ürürse? Ömür boyu bu acıya dayanamazdım. Ömür boyu bu vicdan azabını nasıl yüklenebilirdim ki?

Bu istis/mar ben annemi kaybedene kadar devam etti... Birkaç yıl önce mem/e kanseri teşhisi konulan annem tedavi görüyordu ancak doktor hastalığının son evrede olduğunu söyleyip onu eve göndermişti...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Bir gece sabaha karşı annem rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Sabaha sağ çıkamadı annem, hayatını kaybetti. Yaşadığım acı, hissettiğim o eksikliği tarif etmem sanıyorum mümkün değil. Belki bir anne olarak çok bir şey paylaşamamıştım onunla, bir anne figürü olarak gözümde canlandıramıyordum ama yine de varlığı bana yetiyordu. Köşede bir annemin olduğunu bilmek, arada gidip onun baş ucunda oyunlar oynamak bile bana yetiyordu... Annemi toprağa verip eve geldikten sonra babam birkaç gün beni hiç yatağımdan almadı. Ben bu istis/marların bittiğine sevinecek gibi olsam da birkaç gün sonra beni yataktan almaya geldiğini anladım...

Çocuk aklımla hemen kalkıp dolaba saklandım. Babam odaya girdi, biraz tıkırtısı geldi. Sonra beni göremeyince çıkıp gitti... Sanıyorum yarım saat kadar dolapta bekledim, uyuduğundan emin olup horultusu gelmeye başlayınca çıktım dolaptan.

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Ama artık kararlıydım. Ya ablama ya da öğretmenime olanları anlatacaktım. Bizi okuldan hep ablam alıyordu. O gün ablam okuldan bizi almaya geldiğinde bir cesaret ona her şeyi anlatmak istedim. Ama ya bu kez de ablamı öldürürse diye korktum... Anlatamadım. Sessiz sessiz ağladım yol boyunca. O gece yine dolaba girip bekledim babamı. Ama ilk kez gelmedi. Annemin öldüğü gece ve onu takip eden birkaç gece dışında hep geldi çünkü, geliyordu. O gece gelmedi. O gece yaşadığım o kısa süreli huzuru ve kurtulmuşluk hissini size anlatmam mümkün değil.

Sabaha karşı ablamın bağırtısıyla yerimizden fırladık. Babamın odasına koştuk ve babam çıplak bir şekilde bembeyaz kesilmiş yatakta uzanıyordu...

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Ablam birkaç kez sarstı ama nafile. Ölmüştü. Hem de kendisini tatmin etmeye çalışırken, muhtemelen boşaldıktan hemen sonra. O an içimde ne bir acı ne de bir üzüntü. Hiçbir şey hissedemiyordum. Gelip alıp götürdüler babamı. Ne ağlayabiliyordum ne de sevinebiliyordum. Ağıtlar yakan ablama ise asla anlam veremiyordum. Bir insan bir kez bile başını okşamamış bir adamın ardından neden ağlar ki? Neden ağıt yakar? O gece eve gelen kalabalıktan sıyrılıp babamın odasına gittiğimi hatırlıyorum. Karşısındaki tekli koltuğa oturup saatlerce durdum öyle. Ne bir damla gözyaşı döktüm ne de bir şey hissedebildim. Ama kuş gibi hafiflemiştim... Beni yıllarca istis/mar eden, gece uykularımı bölen ve hayatı bana zindan eden adam öl/üp gitmişti. Artık yoktu. Akşam huzursuz olmama, dolaplara saklanmama gerek kalmamıştı. Artık bana dokunamayacak, beni ağlatamayacaktı...

Babamdan sonraki hayatımız da kolay olmadı. Maddi zorluklar yaşadık, neler neler atlattık... Ama en azından onun o pis ellerinden kurtuldum. O pis ellerini üzerimden çekti!

Yıllarca Öz Babasın Maruz Kalan Bir Kızın Hikayesi

Bir kez bile mezarına gitmedim, ardından bir kez bile ağlamadım. Onunla ilgili "İyi insandı" muhabbetlerinin içinde bulunmamaya özen gösterdim. Ablama bir kez bile bu yaşananlardan bahsetmedim... Ne ona ne de akrabalarıma. Okumak için geldiğim şehirde de kaldım zaten. O eve bir kez daha adımımı atmamak için kendime yemin etmiştim. Yeminimi tuttum. Bu yaşadıklarımı yıllar sonra bir tek eşime anlatabildim. O da beni anladı, yaralarımı benimle birlikte sarmak için çaba gösterdi sağ olsun... Babam eğer bir yerlerde, bir şekilde beni duyuyor ya da hissediyorsa ona hakkımı asla helal etmiyorum...

Reklam Engelleyici Kullanıyorsunuz!
Sitemizden yararlanabilmek için reklam engelleyicileri kapatmanız gerekmektedir.